• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Abdülkadir-Geylani-Derneği/449321835176851
  • https://twitter.com/KADRDERV
SİTE MENÜSÜ
GÖRÜNTÜLÜ MEALLİ KUR'AN-I KERİM HATMİ ŞERİFİ
NAMAZ VAKİTLERİ
Site Haritası

ALİYYUL MURTEZA BİN EBU TALİB

ALİ  BİN  EBÛ TÂLİB

Kerremallahu   Vechehu)

DÜNYAYA GELİŞİ, LAKABI VE KÜNYELERİ

      Hz.Ali Oniki İmâmın ilkidir, aynı zamanda Hz.Muhammed'in dâmâdı ve amcasının oğludur. Hz.Ali Hicret'ten 23 yıl önce (Milâdi 598) Recep ayının 13. gününde Mekke'de, Kâ'be-i Muazzama'nın içinde dünyaya gelmişlerdir ve Kâ'be'nin içinde doğan tek kişidir. Baba ve anne tarafından Hâşimi soyundan gelmiştir.

      Hz.Peygamber, Hz.Ali'nin doğumunu duyunca amcası Hz.Ebû Tâlib'in evine geldi. Hz.Ali'yi kucağına aldı, dilini ağzına verip emzirdi. Adını sordu, Fâtıma; "Esed koymak istiyorum" deyince Hz.Muhammed; "Hayır" buyurdu. "Onun adı Ali'dir" dedi ve adını "Ali" koydular.

      Künyeleri ise "Ebü'l Hasan" ve "Ebû Türâb"dır. Hz.Muhammed kendilerine, toprağın babası anlamına gelen "Ebû Türâb" künyesini vermişlerdi. Bu yüzden, bu künyeyi çok severlerdi.


İLK İMAN EDEN HZ.ALİ

      Hz. Muhammed'e ilk vahiy geldikten sonra; erkeklerden İslâmlığını ilk izhar eden Hz.Ali'dir ve ondan sonra kadınlardan da ilk olarak eşi Hz. Hatice-tül Kübra, İslâmiyet'i kabul etmişlerdir.

      Hz. Ali, bütün ömrü boyunca Hz. Muhammed'in en yakınlarından ve yardımcılarından biri olmuş, bütün savaşlarda Hz. Peygamber'in yanında savaşmış, bu savaşlarda çok büyük yararlıklar ve kahramanlıklar göstermiş, canını Hz. Peygamber'in uğruna vermekten hiçbir zaman kaçınmamıştır.


HİCRET GECESİ

      Hz. Muhammed hicret edeceği o gece, Hz. Ali'yi çağırdı ve "Bu gece Rabbimin emriyle Mekke'den göç edeceğim ve Sevr mağarasında gizleneceğim; sende benim yatağıma yatacaksın, ne dersin?" buyurmuşlardı. Hz. Ali bu haberi canına minnet bilmiş, şükür secdesine kapanarak kabul etmiştir.

      Bu olay münasebetiyle, Kur'ân-ı Kerim'in Bakara Suresi'nin:

      "İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah rızasına nail olmak için canını satar ve Allah, kullarını pek esirgeyendir." mealindeki 207. ayet-i kerimesi nazil olmuştur.


HZ.MUHAMMED İLE KARDEŞ OLMALARI

      Hz. Peygamber, Medine-i Münevvere'ye Hicret'lerinden sonra; "Ansar (Yardım edenler)" denilen Medineli Müslümanlarla, "Muhacirun (Göçmenler)" diye anılan ve Mekke'den göç eden Müslümanları, birbirleriyle daha da kaynaştırmak için kardeş ettiler. Kardeşlik töreni bitince, tek kalan yalnız Hz. Peygamber ile Hz. Ali idiler.
Hz. Ali:
"Yâ Resûlullah! Ashâbını birbirine kardeş ettin; beni ise yalnız bıraktın" dedi.
Hz.Resûl:
"Yâ Ali! Sen; Mûsâ'ya Hârun ne menziledeyse, bana o menziledesin. Ancak benden sonra Peygamber yok, sen dünyada da benim kardeşimsin, âhirette de" buyurmuşlardır.


BEDİR SAVAŞINDA HZ.ALİ

      Medine'ye Hicret'in 2. yılında, Ramazan ayında vuku bulan ve Ebû Cehil ile diğer müşriklerin önde gelenlerinin ölümleriyle sonuçlanan Bedir savaşında, Hz.Ali 25 yaşlarında idi ve İslâmiyet'i koruyanların başındaydı.

      Bu savaşta vadideki su kuyuları, daha önce gelen müşrikler tarafından zapt edilmişti. Ashâb da geceleyin susuzluk baş gösterince Hz. Peygamber; "Bize kim su getirir." buyurdular. Hz. Ali, eline bir kırba alıp hayli uzakta olan su dolu kuyuya vardılar; suyla doldurup sahabeye ulaştırdılar. Böylece Hz. Ali, Bedir savaşında Kevser sakiliğinin bir örneğini göstermiş oldu.


HZ. FATIMA İLE EVLENMESİ

      Hicret'in 2. yılının son ayı olan Zilhicce'de Hz.Muhammed, sevgili tek kızı Hz. Fatıma-tül Zehra'yı, Hz. Ali'ye vererek onu kendisine damat etmiştir.

      Hz. Ali'nin, Hz.Fâtıma ile olan evliliklerinden; Hz. İmam Hasan, Hz. İmam Hüseyin ve doğmadan düşen, adı Hz.Peygamber tarafından konulan Muhsin ile Zeyneb ve Ümmü Gülsüm dünyaya gelmişlerdir.

      Hz.Peygamber'in nesl-i pak olan soyları "Ehl-i Beyt'i", Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin'den devam etmiştir.


UHUD SAVAŞINDA HZ.ALİ

      Uhud savaşında, müşriklerden sancağı her kim eline aldı ise o kişiler, Hz.Ali tarafından birer birer katledildiler.

      Tarih kitaplarında ve Kur'ân âyetlerinde tafsilâtıyla bildirildiği gibi Uhud savaşında müşrikler bozguna uğrayınca; Hz.Peygamber'in bu savaşta, Abdullah bin Zübeyr'in kumandası altına verilen ve bir gediği korumaya memur edilip;

      "Her hâlde, yerlerinden ayrılmamaları emredilen okçuların" bozgunu görünce, gânimet hırsına düşmeleri ve yerlerinden ayrılmaları yüzünden, çetin bir bozguna uğrayan İslâm ordusu, Halid bin Velid'in bu gedikten hücumuyla bozulup dağıldı. Abdullah şehit düştü. Hz.Peygamber'in yanlarında, Hz.Ali ile bir kaç kişi kaldı. Ancak Hz.Ali, Hz.Muhammed'e saldıranlarla savaşmadaydı; o gün on altı yara almışlardı. Sonra, ashâbın tekrar Hz.Peygamber'in yanında toplanmaları, Hz.Ali'nin sebâtı sayesinde olmuştur.

      Bu savaşta Hz.Ali müşriklerle savaşırken ve Hz.Peygamber'i korurken elindeki kılıcı kırılmış, bunun üzerine Hz.Muhammed kendi kılıcı olan elindeki meşhur "Zülfekâr" adlı kılıcı vermişlerdir. O gün Hz.Muhammed, Hz.Ali için şu meşhur hadîsi buyurmuşlardır:

      "Lâ fetâ illâ Ali, Lâ seyfe illâ Zülfikâr" 
      Anlamı: "Ali'den kahraman yiğit yoktur, Zülfikâr'dan üstün kılıç yoktur."


MEKKE'NİN FETHİNDE HZ.ALİ

      Hicret'in 8. yılı, Ramazan ayında Mekke-i Mükerreme fethedildi. Hz.Muhammed, Ka'be-i Muazzama'nın çevresindeki putları kırdılar; içerisine girip oradaki putları da yerlerinden sökerek dışarıya attılar.

      Yüksekteki putların kırılması için Hz.Muhammed, Hz.Ali'ye "Yâ Ali! Omuzlarıma bas çık, şunları indir, kır" diye buyurdular. Hz.Ali, Hz.Muhammed'in omuzlarına basıp putları indirdi. O vakitteki hallerini anlatırken;

      "Bana öyle geldi ki, dileseydim göğe ulaşabilirdim" buyurmuşlardır.

Sonraki Sayfa

 



Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam154
Toplam Ziyaret663618
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Saat
Takvim