SİTE MENÜSÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Site Haritası

HİCRET VE MEDİNE DÖNEMİ

                                                     HİCRET

      Müslümanların sayısı artarken, Mekkelilerde Müslümanlar üzerindeki baskıyı arttırdılar. Sonra Hz.Hamza ve Hz.Ömer'in İslamiyeti kabul etmesiyle iyice güç kazandılar. Müslümanlara yapılan baskılar artınca bazı kısmı, Habeşistan'a gönderildi. Medinelilerin de bir kısmı Müslüman oldu. Hz.Muhammed ise davet üzerine, Müslümanlar ile Ebu Bekir'i alarak 622 yılında Mekke'den Medine'ye göç ettiler. Bu göç'e Hicret denir.

      Hz. Muhammed hicret edecek olursa, bir kısmı İslam'ı kabul etmiş olan Medine'ye gideceğini Mekkeliler tahmin edebileceğinden Hz. Muhammed, kuzeydeki Medine yoluna değil, Mekke'nin güneybatısına düşen Sevr dağına hareket etti. Mağaraya geldiklerinde önce Hz.Ebu Bekir içeri girmiş ve akrep, yılan gibi zehirli hayvanların olup olmadığını yoklamıştı. Bu kontrolden sonra Rasulullah (s.a.v.) içeri girdi. Hz.Muhammed, Hz.Ebu Bekir ile Sevr mağarasında üç gün geçirdi.

      Hz.Muhammed'in hicret ettiğini öğrenen Mekke müşriklerinin önde gelenleri, her tarafa haber ulaştırmış ve onları bulup getirene yüz deve ödül vaadetmişti. Ebu Cehil başta olmak üzere müşrikler her tarafta Rasulullah (s.a.v.)'i ve sadık arkadaşı Hz.Ebu Bekir'i arıyordu. Ebu Cehil'in adamları Hz.Ebu Bekir'in evine gelince Hz.Ebu Bekir'in kızı Hz. Esma, onlara Hz.Ebu Bekir ve Hz.Muhammed'in nerede oldukları konusunda bir ipucu vermedi. Bunun üzerine öfkeye kapılan Ebu Cehil, Hz. Esma'yı tokatlamıştı.

      Her tarafta Hz.Muhammed'i arıyanlardan becerikli bir iz sürücüsü, iz sürerek Mekkeli müşrikleri Sevr mağarasına kadar getirmişti. Ancak bu sırada bir mucize olmuş bir örümcek mağaranın ağzına ağ örmüş ve bir güvercin de yuvasını mağara girişine yuva kurmuştu. Askerler mağaranın yanına gelince, Hz.Ebu Bekir endişenmeye başladı. Hz.Muhammed, O'nu bir ayetle teselli ediyordu: "Tasalanma, Allah bizimle beraberdir." Bu sırada askerler, mağara girişindeki örümcek ağını ve güvercin yuvasını görünce içeride kimse olamayacağını düşünerek geri döndüler.

      Hz.Muhammed ve Hz.Ebu Bekir 20 Eylül 622'de, Medine yakınlarındaki Kuba'ya ulaştılar. Hz.Muhammed, tekbir ve ilahilerle karşılandı; Kuba'ya varır varmaz Kuba Mescidi'ni inşa ettirdi. Burada Külsüm bin Hedm'e konuk oldu. Hz.Muhammed, on gün dinlendikten sonra, yanında bulunan ashabı ile beraber Medine'ye hareket etti. Bu sırada Hz.Ali de Kuba'ya ulaşmıştı.

      Hz. Muhammed Medine de Hamza başta olmak üzere tüm Medinelilerce bekleniyordu. Rasulullah (s.a.v.) Beni Salim mahallesinde Cum'a Namazı'nı kıldı ve ilk Cum'a hutbesini okudu. Medine´ye girdiğinde halk Peygamberlerinin kendi evlerinde kalması konusunda tartışınca iki cihan Peygamberi bir öneri sundu "devesinin ilk çökeceği yere evinin yapilmasi" ve halk bunu kabul etti. Bu şekilde Medine'de Ebâ Eyyub el-Ensari'nin konuğu oldu. Devesinin ilk çöktüğü yere bir Mescid ve kendi ailesinin kalması için mescide bitişik odalar yapıldı. Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için "Suffa"adı verilen bir sundurma inşa edildi. Aynı zamanda İslam dünyasının "ilk yatılı okulu" sayılan bu yerde kalanlara "Ashabu's-Suffa" denildi.

      Hicretten sonra Medine İslam'ın merkezi oldu.Hicret olayı ile Medine'de ilk yazılı anayasa hazırlanarak, İslam Devleti kuruldu. Hicret, Hz.Ömer zamanında İslam dünyası için takvim başlangıcı kabul edilmiştir.

                                         MEDİNE DÖNEMİ
      Arabça Madinat/Madinah ya da Türkçe okunuş ile Medine kelimesi günümüzdeki devlet anlamını taşır. Bugünkü İsrail Devleti'nin resmi adı olan "Madinat Yişral" terimi de buna dayanır.

      Medine halkı, dinleri uğruna Mekke'den göçenler -muhacirun (=göçedenler)- ve bunlara yardımcı olduklarından dolayı ensar (=yardımedenler) adını alan müslümanlığı kabul eden yerli halk olan Yemen kökenli Evs ve Hazreç kabilelerinden teşekkül etmiştir. Hazreç kabilesi Hadramut bölgesindendi. Aslen Yemenli olan Evs ve Hazreç kabileleri eski yurtlarına olan özlemle yerleştikleri bu yere "Yemen Serabı" anlamında Yesrib demişlerdi. Yesrib bir site devleti idi. Müslümanlar ise Yesrib'e Medinetü'n-Nebi , (=Peygamber Yurdu) dediler ; daha sonraları "Nurlanmış Yurt" anlamında Medinetü'l- Münevvere olarak adlandırıldı. Medine halkının önemli bir unsuru da Benu Kureyza, Benu Kaynuka, Benu Nadir adlı Yahudi klanlarından oluşuyordu ve Medine sınırları yakınlarında Hayber gibi yerlerde de yaşayan Yahudiler, varlıklı kişiler olduklarından, etkinlikleri sayılarına kıyasla daha fazlaydı. Etnik olarak böylesine karmaşık bir yapı arz eden Medine halkı arasında birlik sağlamak oldukça güçtü. Evs ve Hazreç kabileleri arasındaki geleneksel düşmanlığın her an yeniden alevlenme tehlikesi de vardı. Ayrıca Ensar ile Muhacirunu kaynaştırmak, çözülmesi gereken bir sorundu. Hz. Muhammed, bütün bu kesimleri birleştirip bağdaştırmayı hedefledi. Ancak her şeyden önce çok yoksul olan muhacirlerin durumlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Hz. Muhammed "Muhacirun" ile "Ensar"ı kardeş ilan ederek, ensarın "kardeşleri"ne doğrudan yardım etmesini sağladı.

      Yahudiler ile açılan aralarını düzeltmek için bu kavmi, hıristiyan ve putperestleri de müslümanlarla birlikte içine alan Medine kent devletini kurdu. Bu kesimlerin hak ve yükümlülüklerini saptayan "Medine Sözleşmesi" adı verilen kırkyedi maddelik bir tür "Medine Anayasası" benimsendi. Kendi dinleri ile birçok benzerlikler göstermesine karşın, Yahudiler İslam'a karşı direndiler. Hz. Muhammed onlara, İslam dininin kendinden önceki peygamberlerin söylediklerine uygun ve onların da bildirdiği, dolayısıyla dinlerinin devamı olan bir din olduğunu ifade etti. Yahudiler yine de İslam'a direnmekten ve müslümanlara karşı olumsuz tutumlarından vazgeçmediler. Medine'de Hz. Muhammed'e karşı olanlar yalnızca Yahudiler değildi; Mekkeli putperestlerin işbirlikçisi bazı kişiler de zahirde müslümanlığı seçtiklerini söylemelerine rağmen "nifak" unsuru olarak karışıklık çıkartmaya çalışıyorlardı ki İslam teminolojisindeki "münafikûn" zümresinin kökleri o günlere gider.

      Hicret'in 2. yılı olan 624 yılında gelen bir vahiyle Kudüs'teki Mescid-i Aksa yerine, Mekke'deki Kabe-i Muazzama (=Mescid-i Haram) kıble olarak değiştirildi. Ertesi yıl , 625'te ise Ramazan ayı Oruç ayı olarak bildirildi ve Hacc müslümanlara farz kılındı.

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret153489
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 24° 16°
Takvim