• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pages/Abdülkadir-Geylani-Derneği/449321835176851
  • https://twitter.com/KADRDERV
SİTE MENÜSÜ
GÖRÜNTÜLÜ MEALLİ KUR'AN-I KERİM HATMİ ŞERİFİ
NAMAZ VAKİTLERİ
Site Haritası

ALLAH DOSTLARINA KARŞI EDEP

  

ALLAH DOSTLARINA KARŞI EDEP 

Bu menkıbe, Allah (Celle Celalühü) dostuna edepsizlik yapan kişinin imansız gitmesi hakkındadır. Bu çok garip bir mesele değildir. Allah (Celle Celalühü) dostları yeryüzünün kandilleri gibidir. Bu kandiller bütün insanların istifade ettikleri nurlardır. Bu nur ise kaynağını kutlu bir silsile ile Allah (Celle Celalühü)'tan almaktadır.

Kendi zamanında Şafiilerin imamı olan Ebu Sai'd Abdullah anlatıyor:

İlim öğrenmek için Bağdat’a girdim. İbn Sağa ile karşılaştım. Nizamiye medresesinde ilim tahsil ederken onunla yoldaş oldum. Onunla salih kişileri ziyaret ederdik. Bağdat’ta kendisine Gavs diye hitab edilen, istediğinde ortaya çıkan, istediğinde kaybolan bir zat vardı. Ben, İbn Saka ve Şeyh Abdulkadir Geylani, o zatı ziyaret etmeye niyet ettik. Şeyh Abdulkadir Geylani o zaman gençti. İbni Sağa:

-“Ona cevabını bilemeyeceği bir soru soracağım” dedi. Ben ise;

-“Ona bir soru soracağım ve soru hakkında ne diyeceğini bekleyeceğim” dedim. Şeyh Abdulkadir ise şöyle dedi;

“Ona (onu rencide etmek için) bir şey sormaktan Allah (Celle Celalühü) korusun. Ben onun önünde bakışının bereketini beklerim” dedi.

Ve onun yanına girdik. Ancak bir müddet sonra onu görebildik. Yanına gittiğimiz şeyh, Ibni Sağa’ya öfkeli olarak baktı ve şöyle dedi;

-“Yazık sana ya Ibni Sağa. Bana cevabını bilemeyeceğim bir soru mu soracaksın? Sorun şu, cevabı da şudur. Sende küfrün ateşinin alevlendiğini görüyorum.” Sonra bana bakarak dedi ki;

-“Ya Abdullah! Bana bir soru sorup, ne diyeceğime mi bakacaktın? Sorun şu cevabın da şudur; kötü edebinden dolayı dünya kulak memelerine kadar seni yutacaktır.” Sonra şeyh Abdulkadir’e baktı, ona yaklaştı ve ikramda bulundu ve dedi ki;

-“Ya Abdulkadir! Güzel edebin sebebiyle Allah (Celle Celalühü)’ı ve Resulünü razı ettin. Sanki seni kürsünün üzerine çıkıp, cemaate sohbet ettiğini ve; “Bu ayaklarım Allah (Celle Celalühü)’ın bütün velilerinin omuzlan üzerindedir”
dediğini, vaktindeki bütün evliyaların senin büyüklüğünden dolayı boyunlarını uzattıklarını görüyorum” dedi. Sonra kayboldu. Artık onu göremedik.

Şeyh Abdulkadir’e gelince onda Allahü Teala’ya yakınlık alametleri zuhur etti, bunda kimsenin şüphesi olmadı. Ve şeyh Abdulkadir; “Ayaklarım Allahü Teala'nın velilerinin hepsinin omuzları üzerindedir” dedi. Onun zamanındaki bütün veliler bu sözü kabul ettiler.

Ama İbn-i Saka’ya gelince, şer’i ilimlerle meşgul oldu. Hatta zamanındaki birçok ilim ehlinden üstün oldu. Bütün ilimlerde onunla münazara edenleri yenmekle meşhur oldu.

Fasih bir lisanı ve hoş bir üslubu vardı. Bundan dolayı halife ona yakın oldu ve onu Rum kralına elçi olarak yolladı. Kralın onu ilim ve fesahat sahibi olarak görmesi hoşuna gitti. Kral papazları ve Hıristiyan bilginlerini topladı. Ve İbni Sağa onlarla münazara etti. Deliller getirerek onları yendi ve aciz bıraktı. Bu sebeple kralın yanında derecesi çok olur ve fitnesi fazlalaşır. Kralın kızını görür ve aşık olur. Kraldan kızıyla kendisini evlendirmesini ister.

Kral; 'Tamam, ancak Hıristiyan olursan evlendiririm.' der. İbn-i Sağa Hıristiyan olur ve kralın kızıyla evlenir. İbn-i Sağa bir müddet sonra hastalanınca onu sokağa atarlar, insanlardan yiyecek dilenir, fakat kimse ona icabet etmez. İbn-i Sağa üzüntülü ve kederliydi. Hatta onu tanıyan birisi ona uğrar ve nedir bu halin der. İbn-i Sağa cevaben, sebebini biliyorsun. Fitne beni bu hale getirdi. Bu kişi İbni Sağa’ya Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı? Diye sorar. O:

-“Ne gezer, sadece;

رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْ كَانُواْ مُسْلِمِينَ

“İnkar edenler, zaman zaman keşke biz de Müslüman olsaydık diye arzu ederler” (Hicr, 2) ayetinden başka hiçbir ayet aklımda kalmadı” dedi.

Sonra bir gün ona uğradım, can çekişiyordu. Onu kıbleye çevirdim, o ise doğuya döndü. Ben kıbleye çevirdim, o doğuya döndü; ta ki ruhu çıkana kadar. Yüzü doğuya dönük olarak ruhu çıktı.

Ruhu çıkarken Gavs'ın sozünu tekrar ediyordu ve biliyordu ki; başına gelenler onun sebebiyleydi. Ebu Said Abdullah der ki; bana gelince Dımaşk'a (Şam) gittim. Sultan Salih Nureddin beni zorla vakıfların yöneticiliğine atadı. Ben de kabul ettim. Ve tamamen dünyaya yöneldim. Gavs'ın bizim hakkımızda söylediği sözler doğru çıktı.

Öyleyse ey kardeşler!

Şafii mezhebinin büyük imamlarından olan İbn Hacer el-Heytemi’nin naklettiği ve mütevatir olduğunu söylediği bu kıssadan ibretler alınız. Allah (Celle Celalühü) dostları olan evliyalara, alimlere ve şalih kişilere dil uzatmaktan, onları haksız ithamlarla tenkit etmekten sakının. Onların hak etmediği cümleleri söyleyerek kalplerini kırmayın.

Biliniz ki; Allah (Celle Celalühü) dostlarının kalpleri çok narindir. Onlar incinmeye gelmezler. Onları incitmeye çalışanlar, bizatihi kendileri incinirler. Çünkü onların okları zehirlidir. Nitekim yukarıda örneklerini gördük.
Salihlerin duası Allah (Celle Celalühü) katında çok değerlidir. Yüce Allah (Celle Celalühü) onların ellerini boş döndürmez. Onlara sataşıp da kendi helakini arayan günahkar kişilerden olmayasınız. Öyleyse sürekli hayır dualarını almaya çalışarak, onlar hakkında hayırdan başka şeyler düşünmeyin. Zira bu konuda şeytan sürekli atak halindedir. Her an ayaklarınızı kaydırabilir. Nefsinizi bir an ele geçirir de dünya ve ahirette pişman olacağınız nice işleri yaptırır.

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam65
Toplam Ziyaret750308
Hava Durumu
Saat
Takvim